Alaçatı

2010’da 3 yakın arkadaş arabayla Ege gezisine çıkmıştık. Rotamız Foça, Alaçatı, Efes ve son olarak Şirince idi. Altımızda arkadaşın dedesinden kalma Tofaş araba, koltuklar deri, biz kızlar şort giymişiz ve arabada (tabi ki) klima yok. Arabaya yapışık, dilimiz dışarıda geziyoruz:) Foça’da 2-3 gün arkadaşın yazlığında kaldık, halimize acıyan babası kendi arabasını verdi de tatilimiz bir anda yön değiştirdi:)

Bir sevinçle, Alaçatı’ya geçtik. Alaçatı’ya ilk kez geliyorduk ve 1 gece kalmayı planlıyorduk. Tesadüfen Bedirhan Konak Otel‘i bulduk ve yerleştik. Alaçatı’nın mimarisinden, oteli işleten ailenin misafirperverliğine her şey bizi tam anlamıyla büyüledi ve 1 gece kalmayı planlarken tatilimizi baya uzattık 🙂 Kesinlikle hayatımın en güzel tatillerinden biriydi.  O tatilden sonra her yıl 2-3 gün de olsa farklı gruplarla, farklı otellerde Alaçatı’da kalıyorum. Otellerle ilgili yorumlarıma buradan ulaşabilirsiniz. Ben bu yazıda bu seneki Alaçatı deneyimimden bahsedeceğim.

Bu yıl, 10 kişilik bir grup olarak farklı farklı şehirlerden Alaçatı’ya geldik. Uzun araştırmalar sonucu Alanur Otel‘i seçtik. Sahibi Nur Hanım ve annesi çok tatlı ve güler yüzlüydü. Oldukça gürültülü bir grup olan bizleri çok güzel ağırladılar. Kahvaltıda her gün başka bir lezzet vardı, pişi ve börek rekorunu elimizden bırakmadık. Otelin tek kötü yanı odamızın çok küçük olmasıydı. Baya küçük. Hobbit odası küçüklüğünde:) Ama dediğim gibi tek kötü özelliği bu olduğu için çok da önemsemedik.

overalls/tulum: h&m t-shirt: mango sunnies/güneş gözlüğü: rayban

overalls/tulum: h&m t-shirt: mango sunnies/güneş gözlüğü: rayban shoes/ayakkabılar: superga
overalls/tulum: h&m, t-shirt: mango, sunnies/güneş gözlüğü: rayban, shoes/ayakkabılar: superga
unnamed (14)
dress/elbise: oysho, hair band/saç bandı: mango, sunnies/gözlük: Tom Ford, necklace/kolye: oysho, flip flop/terlik: havainas

İlk gün plaj olarak Aya Yogi’deki Babylon’u tercih ettik. Hizmet ve müzik kalitesi çok iyiydi, reklam şemsiyeleri yerine palmiye gölgelerinde uzanmak çok iyi hissettirdi. Eğer tatlı seviyorsanız, sakızlı frozen’ı şiddetle tavsiye ediyorum. Güneşlenmek ve denize girmekten sıkılırsanız langırt, masa tenisi gibi seçenekler de mevcut. Ayrıca İzmir’e Pegasus’la uçtuysanız Babylon’a ilk giriş ücretsiz.

IMG_6614
tunic/tunik: Accesorize

Akşam Alaçatı sokakları çok kalabalık oluyor, konser alanı gibi insan trafiğinin içinde kalıyorsunuz. Herkes bu durumdan şikayet ediyor fakat benim kalabalıktan rahatsız olma eşiğim yüksek olduğundan çok sorun etmiyorum. Baktık, ilerleyemiyoruz sağımıza solumuza bakınmaya başladık, “arka bahçemiz mevcuttur” diye bir yazı gördük. Kendimizi içeri attığımızda Sensus‘un muhteşem bahçesine adım atmış olduk. Eğer İtalyan mutfağını ve ferah bahçeli mekanları seviyorsanız buraya bayılacaksınız. Burası aslında bir şarap evi, benim alkolle aram olmadığından şarapları hakkında yorum yapamayacağım, fakat içen arkadaşlarım oldukça beğendi. Menüden ızgara somon,enginarlı yaprak sarma ve penne sicilyanoyu çılgınca tavsiye ediyorum. Zeytinyağı ve ekmeği yemekten önce istemeyin, o kadar güzel ki karnınızı onlarla doyurabilirsiniz.

top/üst: h&m shorts/şort: mango shoes/ayakkabı: desa
top/üst: h&m
shorts/şort: mango
shoes/ayakkabı: desa
enginarlı zeytinyağı
enginarlı zeytinyağlı sarma

Yemeklerden sonra mutlu bir mideyle Sensus’tan ayrılıp Alaçatı Port’taki Tren’e geçtik. Erken gittiğimiz için rahatça stand bulduk, fakat 12’den sonra mekan tıklım tıklımdı. Dans ederken elim kolum insanlara çarpmasın derseniz, ki dersiniz eminim, biraz erken gitmekte fayda var. Gece 3 gibi Tren’den ayrılarak, kendimizi midyeciye attık, tepside kalan 65 mideyi 4 kişi mideye indirdikten sonra, uyumak üzere otele döndük.

2.gün ise plaj olarak Fly -Inn’i tercih ettik. Deniz, Aya Yorgi’ye göre biraz daha soğuktu fakat tertemizdi. Deniz içindeki salıncak ve sandalyelerde fotoğraf çektirmek için sıra oluyor. Biz happy hour’un başlamasını bekledik, herkes bara geçince de rahat rahat fotoğraf çekildik 🙂 Bu arada, barmen inanılmaz kabaydı. Karpuzlu frozen istedik, hiç sormadan bu daha güzel diye çilekli frozen vermek gibi bir gaflete düştü. Benden iyi mi bileceksiniz havalarına da girdi üstelik. Böyle mekanlar işletip, personel seçiminde bu kadar başarısız olununca üzülüyorum gerçekten.

bikini: Calzedonia tunic/tunik: Oysho
bikini: Calzedonia
tunic/tunik: Oysho

2.gün akşamı “Deniz insanı acıktırıyor yahu” diye diye kendimizi Kumrucu Hikmet’e attık. Sadece kumru değil, 10’larca seçenek var, Çeşme/Alaçatı’ya geliyorsanız mutlaka deneyin derim.

3.gün son günümüzdü. Yarım günü de değerlendirmek için Paşa Limanı gençlik kampı yanında yer alan Laika Beach’e gittik. Eğer aile olarak gidecekseniz, burası aileler için çok uygun, havuzu ve minik bir çocuk parkı var. Deniz çok güzel, mekanda yatsan’ın yataklarında güneşleniyorsunuz. Uyumamak neredeyse imkansız:) İçecekler ve yemekler de oldukça başarılı. Biz son günü sakin geçirmek istediğimizden çok iyi bir seçim oldu.

Özetle mükemmel bir hafta sonuydu, evlerin kapı ve pencerelerinin güzelliği için bile Alaçatı’ya gidilir. Oldukça uzun bir yazı oldu, buraya kadar geldiyseniz sabrınız için çok teşekkür ederim. Alaçatı ile ilgili sormak istedikleriniz olursa, yorumlara yazabilir ya da blueelectricbird@gmail.com’a mail atabilirsiniz.


Reklamlar

3 thoughts on “Alaçatı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s