Gaziantep

Bu hafta sonu Gaziantep’teydik. Cumartesi, 16:00 sularında havalimanına indiğimizde nedendir bilinmez eşimle aklımızdan Burger King’te kendimizi kaybetmek geçiyordu, tüm yol hangi menüyü seçeceğimizden, soslardan kaç tane isteyeceğimizden filan konuşmuştuk 🙂

İner inmez bizi almaya gelen dünyanın en minnoş varlığı bu fikrin Gaziantep’te gastronomik bir günah olduğu konusunda oldukça ikna edici bir konuşma yaptı. İlla fast food istiyorsak, en azından Fiko’da nohut dürüm yiyecektik. Öyle yaptık çok da güzel oldu. Tam bir pidenin içine sarılmış nohut ezmesi ve patates kızartmasını üzerine limon sosu dökerek bir güzel gömdük. Usta dünya tatlısıydı, fotoğrafını çekmemiz karşılığında dürümleri torpilli yaptı, dahası masaya çiğ köfteler patates kızartmaları gönderdi.

DSC_0284

DSC_0283

Dürümcü Fiko

Pazar günü uyanır uyanmaz hazırlanıp kendimizi Orkide Pastanesi’ne attık. Kendimden çok emin söylüyorum, dışarıda yaptığım en iyi kahvaltıydı. Menüye hiç bakmayın, direk serpme isteyin derim. Gelen her şey lezzetli mi olur? Semsek ve katmer yemeden çıkarsanız yazıklar olsun:) Yazarken bile Pavlov’un köpeği gibi yutkunup duruyorum.

DSC_0449 DSC_0456

Orkide Pastanesi

Bu kadar yiyince biraz yürüyelim sindirelim diye Kavaklı Parkı’na yürüyüşe gittik. Gaziantep çok yeşil bir şehir, her yerde nefes almak için parklar var. KAvaklı PArkı’ndaki yürüyüş yoluna aralıklarla İnsan Hakları Evrensel Beyannemesi’nden maddeler koymuşlardı. Çok tatlı bir fikirdi, ben de bir beyaz yakalı olarak favori maddemin yanında poz verdim tabi ki.

DSC_0528 DSC_0535

Kavaklı Parkı

Turumuza Oyuncak Müzesi ile devam ettik. İstanbul’da ne zamandır gitmek isteyip gidemediğimiz müzeye Antep’te gitme şansı bulduk. Çok eğlenceliydi. Oyuncaklarla dönemleri, kültürleri anlatmak çok güzel bir bakış açısı. Oyuncak müzesi çıkışı Bey Mahallesi sokaklarında dolaştık. Burası Antep’in ilk yerleşim yeriymiş. Evler, sokaklar hatta yollar bile çok güzel çok doğaldı.

DSC_0564  DSC_0568 DSC_0573 DSC_0592

DSC_0595 DSC_0602

DSC_0603 DSC_0605 DSC_0608 DSC_0609 DSC_0613 DSC_0615

Oyuncak Müzesi

DSC_0565DSC_0642

Bey Mahallesi

Sonrasında meşhur tarihi Tahmis Kahvesi’nde kahve molası verdik. Antep’e her geldiğimde buraya uğruyoruz, içeride insan başka bir zamanda yaşıyormuş gibi hissediyor. Eğer değişik kahveler denemeyi seviyorsanız mutlaka Menengiç kahvesini deneyin. Ben kahveyi sade sevdiğimden çok sevmedim ama insanlar genelde çok beğeniyor.

DSC_0657 DSC_0672 DSC_0649

Tahmis Kahvesi

Tahmis’ten sonra kendimizi hemen Bakırcılar çarşısına attık. Pazar günü 15:30 gibi çoğu dükkan kapanıyor. Biz açık olanlarla yetindik fakat bir daha ki sefere bu çarşıya kesinlikle daha uzun vakit ayıracağım. Bu çarşıdan doğal baharatlar, kuru sebzeler, çaylar, el yapımı bakır fincanlar, tavalar, tahta kaşıklar, kumaşlar, şallar bulabilirsiniz. Özellikle Gaziantep’e özgü Kutnu kumaşını mutlaka inceleyin. Bu 600 yıllık geçmişi olan bir kumaş ve tarihi miras sayılıyor. Victoria’s Secret defilelerinde bile adı geçen bir kumaş. Ben evim için bu kumaştan masa örtüsü aldım, o kadar güzel ki dönüşte eve adım atar atmaz ilk yaptığım onu sermek oldu:) Bakırcılar çarşısından sonra Kültür Yolu’nu takip ederek Tütün Hanı ve Zincirli Bedesten’i dolaştık. Tütün Hanı, içerisinde şark sofrası ve mağarası olan etnik bir mekan. Bir gün de kahve keyfinizi buraya ayırabilirsiniz. Zincirli Bedesten ise aslında minik bir Kapalı Çarşı. Buradan da çeşitli hediyelik eşyalar alabilirsiniz.

DSC_0648    DSC_0682    DSC_0712 DSC_0713

Bakırcılar Çarşısı

DSC_0704

DSC_0701

DSC_0691

Tütün Hanı

DSC_0722

DSC_0725

Zincirli Bedesten

Tabi ki bu kadar yürümenin ardından kendimizi bizi yolun sonunda bir serap gibi bekleyen İmam Çağdaş’a attık. Böyle düşünen tek ekip biz değilmişiz ki, ortam inanılmaz kalabalıktı. Zar zor bir yer bulup ziyafetimize başladık. Benim gibi karbonhidrat hastası, et düşmanı bir bünye bile bu kadar heyecanla yediyse, et sevenlere şimdiden geçmiş olsun diyorum. Mide ilacınızı alıp gelin. Bu kadar lezzetli bir Ali Nazik, böyle bol malzemeli bir lahmacun yok! Üzerine bir de havuç dilimi yediniz mi, kapatın gidin. Daha fazla anlatmayıp, sizi fotoğraflarla baş başa bırakıyorum.

DSC_0729 DSC_0731 DSC_0732 DSC_0736 DSC_0738 DSC_0740 DSC_0750

İmam Çağdaş

Beynimiz komple midemize aktıktan sonra orayı terkettik. Şehrin modern kısmına geçtik:) Northshield’de uçak öncesi bir kahve içtik, kebap dünyasından biraz uzaklaşmak isterseniz iyi bir seçim. Türkiye’nin en büyük North Shield imiş. Dekorasyonu çok iyiydi, kahvesi de kebabı bastırır cinsten.

Özetle her anlamda mükemmel bir hafta sonuydu. Şehir çok güzel, benim dünyada en sevdiğim insanlardan biri orada yaşadığı için bana daha da güzel geliyor olabilir:)

Umarım Antep’te ne yenir, ne içilir, nereye gidilir, gibi sorulara faydalı cevaplar vermişimdir.

Not: Bu Antep’e 5. gelişim sanırım bu sefer zaman kısıtından yapamadığım ama mutlaka yapmanız gereken iki şey daha var: Halil Usta’da küşleme yemek ve Zeugma Mozaik müzesini ziyaret etmek. (İkisi birbirine çok yakın olduğundan iki etkinliği birleştirerek hem mideye hem göze hem de akla ziyafet çektirebilirsiniz:))

Sevgiler,

s.

Reklamlar

One thought on “Gaziantep

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s